This slideshow requires JavaScript.
Gültekin Çizgen ”BİR VARDİYADAN YÜZLER” Sergisini yorumluyor.
FOTOĞRAFTA BELGESEL YAPI ÜZERİNE
Fotoğraf yazarı, fotoğraf sanatı ve estetiği konusundaki emek yolculuğuna, felsefe durağından yola çıkar. Dün fotoğraf neydi? Bugün ne? Bugüne kadar neler olup bitmiş? Tüm bu birikimleri dile getirmek lazım. Fotoğraf bize, çağdaş düşünce ve duygu biçimlerine erişebilmenin kapısını açar. Fotoğraf çevresinde yazı yazmak, dünyaya dair yazmak demektir.
Bunun kolay olmadığını düşünüyorum. Çünkü fotoğraf görsel birşeydir, yazı başka birşey. Ancak fotoğraf görüneni bir yüzey üzerinde iki boyutlu olarak düşüncede yaratmaktır. Biz buna fotoğrafça diyoruz.
Evet, 170 yıldır fotoğrafla dünya görselliği bir başka yapıya ulaştı. Bugün dünyada çok sayıda, milyarlarca fotoğraf çekiliyor. Bu derece yaygınlaşmış bir olayda görüntü ile fotoğrafı ayırmak gerekiyor. Çünkü görüntü fotoğraf demek değildir.
Unutmayalım ki, fotoğraf her zaman onu üreten kişinin ve tarihsel dönemin bir ifadesidir. İşte bu yüzden ben, fotoğrafın yalnızca bir şeyden söz etmesine, yorumlamasına değil, o şeyden nasıl söz ettiğine, yani biçim dünyasına da bakmak gerektiğine inanırım. Sanatsal fotoğraf elbette bir temsil ve yorum içindir. Ancak biçim, çok çok önemli. Çünkü, bir fotoğrafın ifade gücünü düzene sokan, biçimdir.
Küratörlük yaptığım sergileri hazırlarken, zaman zaman yazmakta çok zorlanırım. Aslında bu çok doğaldır, çünkü önünüze gelen malzemeyle her zaman tam mutabık olamazsınız. Basılı fotoğrafın sahibi kendi yolunu sürüp gitmiş, yazar olarak ben de ayrı bir yapıyı çirişlemişimdir. Evet, mükemmellikte buluşmak her zaman kolay değildir.
Ancak Yavuz Sarıyıldız’ın işleri önüme geldiği zaman içimde bir ferahlık hissettim. Doğrudan fotoğraf alanında, yaşama eğilen güzel işlerdi bunlar. Yavuz Sarıyıldız’ın karar verenin kamera değil, fotoğrafçının gözü, beyni ve kültürü olduğunu anladığını hissettim. Bu da bana yetti.
Sanatçının yapıtlarında gözlemlediğim, fotoğrafta geçerli üretim teknikleri, anlatımın olgunluğu, fotoğrafın gelenekleri, biçim dikkati, ikonografik kalıplar ve gösterilerek ima edilen sosyo politik yaklaşımların eleştirel havası ilginçti. Tüm çalışma bir belgesel fotoğraf kitabına örnek olarak girebilecek kalitedeydi.
VARDİYA FOTOĞRAFLARI NELER ANLATIYOR?
Sergi, madencilerin dünyasını anlatıyor. Yavuz Sarıyıldız, madene inip vardiyaların fotoğrafları üzerinden bize ulaşıyor. ‘’Bir Vardiyadan Yüzler’’ fotoğrafçı Yavuz Sarıyıldız’ın son 2 yıl içinde TTK Kozlu Kömür Maden Müessesesinde gerçekleştirdiği fotoğraf çekimlerinden oluşmaktadır.
Kendisi sergisini şöyle anlatıyor;
”Ayakları hiçbir zaman geri geri gitmez ama olabildiğince ahestedir aşağıya inerken madenciler. İnmeden önce yakılan son sigara yavaş yavaş içilir; kimi zaman yalnız, kimi zaman soluk muhabetler eşliğinde.
485 metre aşağıya inen 1.Kuyu asansörünün kapıları bir kaç kez çınlayarak, yankılanarak kapanır kuyu başında, madenci sessizdir. Hakkını helal et diyerek çıktığı evinden yine hakkını helal et diyerek başlar derin karanlığa yolculuk. Ekmek karanlıktadır madende.
Kuyu dibine varınca yeraltındaki galerilerde çok uzun yürüyüşler ya da raylar üzerinde hareket eden faytonlarla üretim alanlarına varan madenci çalışmaya başlar.
Ama bazılarının yolcuğu bitmemiştir. Daha derine inmesi gerekenler ,tanımı yapılamayacak bir karanlığın içine girmesi gerekenler vardır. En fazla 2 metre genişliğinde 20-30 metre uzunluğundaki küçük karanlık bir deliktir ‘’Ayak’’ denen üretim yerleri. Tomruklardan yapılmış ve ancak kurtkapanları ile birbirne tutturulabilmiş kolon ve kirişlerin arasında kimi zaman sıkışıklıktan yattığı yerden kazma vuran madenci inanılmaz bir kahramanlık öyküsü yazar her vardiyada.
‘’Yavuz bey, çekme bir süre fotoğraf ’’ dedi mühendis Faik. Gaz göstergesi 1 den 2 ye çıkmıştı. ‘’Sıkışma var ne olur ne olmaz, bir süre bekleyelim‘’ diye ekledi. Sadece birkaç işçinin baretlerine iliştirilmiş loş ışığı ışık kaynağı olarak kullanan fotoğrafçının hiçliğini hissettiği andı o an.
Korkuyordu ama orada olduğu için ne hissetmesi gerektiğini de bilmiyordu. Çevresinde görebildiği bir kaç kahraman ise kazma vurmaya, kurtkapanı yerleştirmeye devam ediyordu.
‘’Hasaaan’’ diye bağırdı bir tanesi ‘’Lan Oğlum adam gibi yerleştirin şu kütükleri, maden inmesin başımıza,çıkışta pişti sözüm var bak ha, okurum canınıza… ‘’ fotoğrafçıyı da normale döndüren bu yarı şaka yarı ciddi uyarı oldu. Burada, ayaklarda bir kaç kez daha çalışacağı belli olmuştu.
Yemekler 3erli 5erli toplanıp yenir madende. Kuytu mekanlara yerleştirilmiş kalaslardan çakma masalara gazeteler serilir , sefer tasları açılır evden ne geldiyse ortaya konur ve paylaşılır madende. Bir kediyi bile kovalayacak büyüklükteki ziyaretçilerin sağda solda aç koşuşturmaları arasında biter yemek.
Vardiyanın 2. yarısı da bitince görülmelidir madenci. Aşağı inerken görülen ağırlıktan eser kalmamıştır. Kuyu dibine varmak için bir telaş başlar, sesler daha gür çıkmaktadır. Kuyu dibinideki sabırsızlıkla bekleyen uzun kuyruklardan intikam alır sanki asansör, ‘’siz beni yukarıda beklettiniz alın size‘’ der gibi, gelmek bilmez.
Asansör yukarı çıktığında ‘’geçmiş olsun’’ diye karşılanırlar karşılanmasına ama bir koşturmadır vardiya sonu, banyoya yetişmek ama daha önemlisi o banyodan önce bir sigara tüttürmek. Kuyu başı kalabalık ve şen şakraktır bu kez.
Sabun köpürmek bilmez kömürün karasından, oysa telaşlıdır madenci; ve bilir ki nasıl olsa gözünden o kara sürme hiçbir zaman çıkmaz ama ekmek gidecek eve.”
Yavuz Sarıyıldız’ın göz muhabbeti fotoğrafçılık dışında, ayrıca bir edebiyatçı damarı da var galiba. Yazdıklarından onu anlıyoruz. Ne güzel anlatmış. Fotoğraflar işte bu anlattıklarının izdüşümü. Şimdi, fotoğraflara gelelim.
FOTOĞRAFLAR
Yavuz Sarıyıldız’ın fotoğraflarını izleyeceksiniz. Düzeyli bir portfolyo. Bilgi yüklü, emek yüklü, dikkat yüklü işler. Hepsi olgun işler. Ben üzerine bir iki cümle kurmak istediğim birkaçını işaretledim.
Kasklar Denizi – Maden girişinde işçi kalabalığı, kasklar bir benek yapısında doku oluşturmuş. Bizim fotoğrafı görme biçimlerinden biri olan benek hali. Yanındaki fotoğraf o yapının içinden bir detay gibi biri bize bakıyor, güzel bakıyor.
Bir Portre- Enine yerleştirilmiş, Yavuz’un yazısında anlatılan sırtında kazmasıyla emektarlardan biri. Böyle bir portfolyonun olmazsa olmazlarından.
Grup Portresi – Madencilerin o simsiyah nurlu, çilekeş yüzlerine yakın bir bakış.
Tünelde – Vardiyada ilerleyen emekçiler.
Banyoda – Kömür karasını çıkarmak için, tertemiz olmak için madenlerin en önemli yapılanması banyolar. Büyük terli emekten, onca çileden sonra suyla ferahlama. Bize fotoğrafça pekçok yeni bakış sağlar.
Fotoğraf duygusu görüntünün ruhu demektir. İşte Yavuz Sarıyıldız bu konuda pişiyor.
YAVUZ SARIYILDIZ KİMDİR?
1962Ankaradoğumlu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümü mezunu. Uzun yıllar bankacılık sektöründe üst düzey yönetici olarak çalıştı. 25 yılın ardından Yapı Kredi Leasing Genel Müdürü görevinden ayrılarak, bankacılığı bıraktı ve tüm vaktini yeniden fotoğrafa adadı.
2004 senesinden beri fotoğraf peşinde koşuyor. Türkiye gezgini. Zaman zaman doğa fotoğrafları da çekiyor olmasına rağmen asıl tutkusu ülkenin insanları Fotoğraflarında çoğunlukla insandan izler kullanmayı istiyor.
Aynı zamanda belgesel nitelikli çalışmaları,projeleri de sürdürüyor.Devam eden bu projelerden önemli bir kısmı 2011-2012 sonunda bitmesi planlanıyor.
Projesi tamamlanan çalışmalarının başında ‘’Bir vardiyadan Yüzler’’ ismini taşıyan ve TTK Kozlu kömür madenlerinde çekilen maden işçisinin bir vardiyasını öyküleştirmeye çalıştığı çalışması geliyor.
Fotoğrafları özellikle uluslararası yarışmalarda çeşitli ödüller aldı ve sergilerde yer buldu. Fotoğrafçının fotoğrafları halen uluslararası katılımlı karma sergilerde ve gösterilerde (Slovenya, Sırbistan, Galler, İngiltere, ABD,İtalya ) sergileniyor.
Fotoğrafçı evli ve 2 çocuk babasıdır..
SONUÇ
Kendisi de felsefedeki çok iddialı duruşunun yanında fotoğrafa da yakın ilgi duyan ve kendi fotoğraflarını yayınlatıp, sergileyen hatta İstanbul’da da sergilemiş olan Jean Baudrillard, ”Ölümcül acayipliklerden biri saydığı fotoğrafın estetiğin ötesinde önemli bir yere sahip olduğunu” söyler.
Işte bu tür işler, bu söylemin sahiliğini öğretiyor. Yavuz Sarıyıldız’ı işleriyle selamlıyorum.
Gültekin Çizgen
Nisan– 2011
Posted on Ekim 4, 2011
0